Hasta hakkı ihlallerinin nedenleri

Hasta hakkı ihlallerinin nedenleri

Hasta, organizması yaralanan ya da çeşitli nedenlerle vücudunun homeostatik dengesi bozulan ve bu durumun neticesinde fizyolojik, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşayan kimsedir. Hasta hakları, sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve Anayasa, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarıdır.

Hasta hakları kavramı 1981 Dünya Tabipler Birliğinin Lizbon Bildirisi ile uluslararası gündeme girdi. Son olarak 2002 yılında Roma’da, Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü Ana Sözleşmesi ile uluslararası en üst düzeyde kabul gördü.
Bu yazıda incelenen hasta hakları ihlallerinin nedenleri, sağlık hizmeti sürecindeki taraflar esas alınarak üç ana başlık altında sınıflandı. Ülkemizde 1998 yılında Hasta Hakları Yönetmeliği yayınlandı
Bu başlıklar; i) Hastaya bağlı hasta hakları ihlalleri, ii) Sağlık kurumu ve sağlık personeline bağlı hasta hakları ihlalleri, iii) Sağlık sistemi ve finansman yöntemine bağlı hasta hakları ihlalleri olarak incelendi. Her sınıf kendi alt nedenleriyle birlikte açıklandı. Bu sınıflama hasta hakları ihlallerinin nedenlerinin anlaşılmasında ve çözümünde, araştırmacılara ve uygulayıcılara katkıda bulunmak amacıyla yapıldı.
Bu yazı hasta hakları ihlallerinin nedenleriyle ilgili bir sınıflama çabasıdır. Bunun için ilk bölümde hasta haklarıyla ile ilgili kavramlar tanımlandı. Hasta hakları, sağlık hizmeti alma sürecinde değişik nedenlere bağlı olarak ihlal edilmektedir. İkinci bölümde ise bu nedenler aşağıdaki gibi sınıflanarak açıklandı. 1. Hastaya bağlı nedenler; bilgi eksikliği, yerleşmiş değer yargıları ve hastanın hakkını talep etmemesi başlıkları altında açıklandı. 2. Sağlık kurumu ve sağlık personeline bağlı nedenler dört başlık altında değerlendirildi. 2.1. Hasta yoğunluğu; Sağlık kurumlarının fizik kapasitesinin yetersizliği, Sağlık personelinin yetersizliği, Hasta sayısının fazlalığı, Nöbet sistemi uygulamaları, Hasta sevk sistemi uygulamaları, Personelin kişisel kusurları olarak alt başlıklara ayrıldı. 2.2.Hasta merkezli sağlık hizmeti anlayışına ulaşılamaması, 2.3.Teknoloji yetersizliği, 2.4. Sağlık kurumunun yapısı, örgüt kültürü ve yönetim başlıklarıyla ifade edildi. 3. Sağlık sistemi ve finansman yöntemi olarak sınıflandırıldı. Bu sınıflama hasta hakları ihlallerinin nedenlerinin anlaşılmasında ve çözümünde, araştırmacılara, sağlık personeli, yönetici ve kurumlara ve sağlık politikası ve stratejisini belirleyenlere katkıda bulunmak amacıyla yapıldı.
Hasta Kimdir?
Hastanın kim olduğunu anlayabilmek için öncelikle sağlığı ve hastalığı tanımlamak gerekir. Dünya Sağlık Örgütünün anayasasında, ‘Sağlık yalnız hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir’ diye tanımlamaktadır (1).
Sağlık kavramı ile çağrışım yapan hastalık, en yalın biçimiyle sağlık durumunun çeşitli nedenlerle normalden sapma göstermesidir. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü, hastalığı, organizmanın yaralanması yada çeşitli nedenlerle homeostatik dengenin bozulması olup, beraberinde fizyolojik, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunları da olan bir durum olarak tanımlamıştır (2).
Hasta, hastalığın tanımında ifade edilen durumda bulunan kişidir. Hasta, bir başka açıdan sağlık hizmetine ihtiyaç duyan ve bu hizmeti talep eden kişidir. Sağlık kurumlarının, özellikle de hastanelerin işletme anlamında müşterisidir. Hasta Hakları yönetmeliği hastayı, ‘sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulanan kimse’ olarak tanımlamıştır (3).
Hasta Hakları, Tanımı ve Gelişimi
Hak sözcüğü, koruma altına alınmış menfaatler anlamına gelmektedir. Hasta hakları, kısaca bir insanın hasta olmasıyla kazandığı haklarının koruma altına alınması demektir.
Hasta Hakları yönetmeliği, hasta haklarını, sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade eder(3).
Hasta hakları kavramı 1981′de Dünya Tabipler Birliği tarafından yayınlanan ve 6 maddeden oluşan Lizbon Bildirgesiyle gündeme geldi. 28-30 Mart 1994 Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bürosu’nca Amsterdam’da gerçekleştirilen toplantılar sonucunda Avrupa Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi, hasta haklarını 6 ana başlık altında yayınladı. 1995 yılında Dünya Tabipler Birliği Bali Bildirgesiyle, Lizbon Bildirgesinde gündeme getirdiği hasta haklarını geliştirerek 11 başlık altında açıkladı. Son olarak Kasım 2002′de, Roma’da Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü Ana Sözleşmesi Avrupa Birliği ülkeleri için temel doküman olarak açıklandı ve hasta haklarını 14 başlık altında açıkladı (4-).
Hasta hakları kavramı öncelikle uluslararası kuruluşlar tarafından gündeme getirilmiştir. Ülkemizde ulusal sağlık mevzuatında dağınık olarak bulunan hasta haklarıyla ilgili düzenlemeler, uluslararası düzenlemeler ışığında değerlendirilerek, 1998 yılında Hasta Hakları Yönetmeliği olarak yayınlandı. Sağlık Bakanlığı bu yönetmeliğin Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde uygulanmasını sağlamak için, Ekim 2003′de Sağlık Tesislerinde Hasta Hakları Uygulamalarına İlişkin Yönerge yayınlandı. Halen Sağlık Bakanlığı, pilot olarak belirlediği hastanelerde hasta hakları yönergesine göre yönetmeliği uygulamaya geçirmeye çalışmaktadır (4).
Resmi Gazete’de 01.18.1998 tarihinde 23420 sayı ile yayınlanan Hasta hakları yönetmeliğinde hasta hakları, ilkeler, sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı, sağlık durumu ile ilgili bilgi alma hakkı, hasta haklarının korunması, tıbbi müdahalede hastanın rızasının alınması hakkı, tıbbi araştırmalarda hasta hakları, diğer haklar ve sorumluluk ve hukuki korunma yolları başlıklı bölümlerden oluşmaktadır. Her bölüm kendi içerisinde ifade ettiği hasta haklarını ayrıntılarıyla açıklamaktadır.
Hasta Hakları İhlallerinin Nedenlerinin Sınıflanması
Hasta hakları ihlalleri değişik nedenlerle açıklanabilir. Bu nedenleri sağlık hizmeti alma sürecinin basamaklarına göre veya hasta haklarının ana başlıklarına göre sınıflamak mümkündür. Hasta haklarının ihlal nedenlerinin sağlık hizmeti sürecinde rol oynayan taraflara göre sınıflaması daha basit ve bütüncül olacağı düşünüldüğünden farklı sınıflama seçenekleri arasından tercih edildi.
Hasta Hakları İhlallerinin nedenleri:
1. Hastaya Bağlı Nedenler
1.1. Hastaların haklarını bilmemesi
Hastaya bağlı hasta hakları ihlalleri nedenlerinin başında hastaların haklarını bilmemesi gelmektedir. Hasta hakları kavramının dünyada ortaya çıkması, gelişmesi ve uluslararası düzenlemelere konu olması 1980′li yıllara başlamaktadır. Ülkemizde -Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi dışında- hastalara yönelik hasta hakları yönetmeliğinin yayınlanması 1998′de gerçekleşmiştir. Dolaysıyla hasta hakları yeni bir kavram olarak gündeme gelmektedir. Gerçi sağlıkla ilgili yasal düzenlemeler içerisinde hastalara nasıl davranılması ve hasta hakları ile ilgili bir çok hüküm bulunmaktadır. Bu mevzuatın hastaya hitap eder şekilde düzenlenmesi ve ön plana çıkartılması yenidir.
Hasta hakları kavramının yeni oluşması bu konuyla ilgili toplumsal bilgi birikiminin yetersizliğini doğurmaktadır. Hastalar bilgi birikiminin eksikliği ile bir sağlık kurumundan ve sağlık personelinden neler talep edebileceğini ve haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde neler yapabileceğini bilmemektedir.
1.2. Yerleşmiş Değer Yargıları
Geçmiş yıllarda sağlık hizmetleri büyük bir çoğunluğu kamuya ait veya kar amacı gütmeyen sağlık kuruluşları tarafından verilmekteydi. Sağlık hizmetlerindeki yapısal değişiklikler sonucunda, sağlık hizmetleri küresel ve ulusal çapta büyük bir sektöre dönüşmüştür.Sağlık hizmeti alanlar aldıkları hizmetin ücretini dolaylı veya doğrudan ödemektedirler. Bir başka deyişle sağlık hizmeti alan hasta, aldığı hizmetin ücretini doğrudan veya sağlık sigortasına ödediği primler ile veya verdiği vergiler ile ödemektedir(5).
Sağlık hizmetlerinde gerçekleşen yapısal değişimin toplumsal anlayışa tam olarak yansıdığı söylenemez. Hekim ve sağlık kuruluşlarına karşı oluşmuş olan geleneksel saygı ve minnettarlık hisleri hastaların davranışlarını etkilemektedir. Hastalar sağlıkları için çalışan insanlara minnettarlık duymaktadır. Minnettarlık karşılıksız verilen mal veya hizmette, verene duyulan hislerdir. Sağlık hizmetlerini de karşılıksız almaya alışan toplumda oluşan bu anlayışların değişmesi zaman almaktadır.
1.3. Hastaların Haklarını Talep Etmemesi
Haklarını bilen hastalar da, değişik endişelerden, beklentilerden ve alışkanlıklarından dolayı haklarını talep etmemektedir. Örneğin; hastanede işi bitmediği için, alacağı hizmetin daha da olumsuz etkileneceğini düşündüğü için, şikayet etme alışkanlığı olmadığı için, şikayet etmenin olumsuz değerlendirileceğini düşündüğü için veya başka sağlık hizmeti alma alternatifinin bulunmadığı için hastalar haklarını talep etmemektedir.
Sağlık hizmetlerinin baş müşterisi olan hastalar, hekim karşısında boynu bükük hasta olmak yerine, her şeyi sorgulayan, teşhis ve tedavi sürecine aktif şekilde katılan, tıp konusunda eskiye oranla daha çok bilgili bir insan olmalıdır. Bu bilinç içerisinde haklarını talep edecek düzeye gelmeli ve gerekirse şikayet hakkını kullanabilmelidir (6).
2. Sağlık Kurumu ve Sağlık Personeline Bağlı Nedenler
2.1. Hasta yoğunluğu
a. Sağlık kurumlarının fizik kapasitesinin yetersizliği.
b. Sağlık personelinin yetersizliği
c. Hasta sayısının fazlalığı
d. Nöbet sistemi uygulamaları
e. Hasta sevk sistemi uygulamaları
f. Personelin Kişisel Kusurları
2.2. Hasta merkezli sağlık hizmeti anlayışına ulaşılamaması
2.3. Teknoloji yetersizliği
2.4. Sağlık kurumunun yapısı, örgüt kültürü ve yönetim
1. Hasta Yoğunluğu
Sağlık kurumlarının önemli bir sorunu hasta yoğunluğudur. Hasta yoğunluğu, bir sağlık personeline, birim zamana, birin alana veya bir hasta odasına düşen hasta sayısının kabul edilen sayıdan fazla olmasıdır. Hasta yoğunluğunun olması hastaya, yeterli zaman ayrılmamasına, gerekli özenin gösterilmemesine, sağlık hizmetinin tıbbi gereklere uygunluğunun sağlanamamasına, yeterli bilgi verilmemesine ve daha bir çok hasta hakkının kullanılamamasına neden olmaktadır. Hasta yoğunluğunun değişik nedenleri bulunmaktadır. Bunların bir kısmı kurum tarafından kontrol edilebilecek nedenlerdir.
a. Fizik Kapasitenin Yetersizliği
Sağlık kurumları değişik nedenlerle ihtiyaca cevap verebilecek fiziki kapasiteye uygun olmaması çoklukla gözlenen bir durumdur. Hastaların poliklinik ve tetkik üniteleri önlerinde uzun kuyruklar oluşturmasına, kliniklerde küçük bir odada çok sayıda hastanın yattığına sık rastlanır. Fizik kapasitenin yetersizliği hastaların alacağı sağlık hizmetlerini, kabul edilebilir bir konfor içerisinde ve hasta haklarına uygun bir biçimde almalarını engellemektedir.
b. Sağlık Personelinin Yetersizliği
Sağlık kurumlarında değişik nedenlere bağlı olarak bazı branşlarda sağlık personeli özellikle hekim ve hemşire eksikliğine sıkça rastlanır. Sağlık personeli eksikliği personel başına düşen hasta sayısını artırdığından hasta yoğunluğunu yükseltir.
c. Hasta Sayısının Fazlalığı
Sağlık kurumları planlanma aşamasında belirli bir nüfusa göre oluşabilecek hasta sayısı hesaplanarak planlanır. Belli bir dönemde ortaya çıkabilecek nüfus artışı tahminleri de göz önünde bulundurulur. Bütün bu çabalara rağmen geleceği tahmin etmek ve planlamak zordur. Ayrıca yapısal olarak olağan üstü hallerde, bazı mevsimlerde ve bazı birimlerde hasta sayısını artması engellenemez. Bu durum geçici veya sürekli hasta sayısının yükselmesine ve sağlık kurumunun kapasitesini aşmasına neden olur. Örneğin, deprem veya sel felaketi olduğunda, bulaşıcı bir hastalık görüldüğünde, mevsimsel göçler yaşandığında, mevsimin yaz veya kış olmasında, iklim şartlarındaki ani değişikliklerde bu gibi sorunlarla karşılaşmak olasıdır.
d. Nöbet Uygulamaları
Sağlık kurumlarında özellikle hastanelerde mesai dışında klinik, tetkik üniteleri ve acil servislerde sağlık hizmetinin sürekliliğini sağlamak için nöbet uygulaması yapılır. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği ile bu durum düzenleşmiştir. Örneğin; bir klinikde yatan hastalara mesai içerisinde 10 personel hizmet verirken, nöbet esnasında 2 personel hizmet vermektedir. Bir çok hastanede nöbet süresi 16 saati bulmaktadır. Nöbet süresi içerisinde bir personele düşen hasta sayısı büyük oranda artmaktadır. Bir hastanede 5 nöroloji uzmanı varsa 2′si poliklinikte hasta bakmaktadır. 200 hasta olduğunu düşünürsek poliklinik yapan hekim başına 100 hasta düşmektedir. Halbuki 5 hekimin de poliklinik yapmasına imkan sağlansa hekim başına 40 hasta düşecektir.

Ayrıca böyle bir uygulama hastaların hekim seçme hakkını kullanmasına imkan tanıyacaktır. Hekim seçme hakkı beraberinde hastanın memnun olmadığı hekimi değiştirme, hekimini tanıma haklarını da kullanmasına imkan tanıyacaktır.
Sonuç olarak personel başına düşen hasta sayısı artmaktadır. Hastaneler nöbet uygulamasından doğan hasta yoğunluğunu kendi yapıları içerisinde kısmen çözebilme kabiliyetine sahiptir. Nöbetçi sayısını artırarak, bütün hekimlere poliklinik yapma imkanı sağlayarak veya bazı birimlerde vardiya uygulaması yaparak hastaların yoğun olduğu birimleri kısmen de olsa rahatlatabilirler.
e. Hasta Sevk Sistemi Uygulamaları
Sağlık kurumlarından hizmet almak isteyenler sağlık sisteminden faydalanmalarında basitten karmaşığa giden bir yol izlemeleri gerekmektedir. Öncelikle birinci basamak sağlık hizmeti veren kuruluşlara başvurmaları, sorunu çözülemediği takdirde bu birim tarafından ikinci basamak tedavi kuruluşlarına sevk edilmeleri gerekir. Daha sonra gerekirse üçünü basamak tedavi kurumlarına gönderilmelidir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarının iyi işletilmemeleri, halkın güveninin kaybolması veya yasal istisna düzenlemeleri basit sağlık sorunlarının da üst birimlere taşınmasını netice vermektedir. Sağlık ocağında çözülebilecek bir sorun hastaneye, hatta eğitim ve araştırma hastanesine taşınmakla hasta yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır.
Yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlere bağlı olarak hasta yoğunluğu sağlık kurumlarında özellikle hastane polikliniklerinde artmaktadır. Hasta yoğunluğu hasta hakları yönetmeliğinde belirtilen hasta haklarına uyularak hizmet vermeyi güçleştirmekte, ihlal kapılarını açmakta veya artırmaktadır.
Hastanelerde çoğu zaman yaşanan örneklere bakıldığında; günde 20 hastayı muayene etmesi gereken bir poliklinik hekimi 50 hastayı muayene etmek zorunda kalırsa, öncelikle muayene odası kapısında uzun hasta kuyrukları oluşmaktadır. Zaten hasta olan ve en azından oturarak istirahat etmesi gereken hastalar ayakta saatlerce beklemek zorunda kalır. Hasta hakları yönetmeliğinde belirtilen asgari bir konfor içinde sağlık hizmeti almak hakkı ihlal edilir. Hekim, bütün hastalara bakabilmek için zaman sınırlaması yapmak zorunda olduğundan hastayı dinlemek, tam muayene etmek, hastaya bilgi vermek ve hastanın mahremiyetini gözetmek, kullanacağı ilaçları tarif etmek gibi bir çok hususta gerekli dikkati gösteremez. Bütün bunlar; hastanın etkili sağlık hizmeti alma, hastanın kurum, personel ve hastalığı hakkında bilgi alma, hastanın bilgilendirilmiş rızasını alma, mahremiyetinin korunması gibi bir çok hakkının ihlaline ortam sağlamaktadır.
f. Personelin Kişisel Kusurları
Sağlık hizmeti alma sürecinde ortaya çıkan hasta hakları ihlallerinin önemli nedenlerinden birinin de sağlık çalışanlarının kasıtlı veya kasıt olmadan yaptıkları hatalı uygulamaları, olumsuz tutum ve davranışlarıdır.
Malpraktis kapsamında kasıt olmadığı halde, mesleki bilgi ve beceri eksikliği, dikkatsizlik, tedbirsizlik, bilimsel ve tıbbi kurallara uymama ve gerekli özenin gösterilmemesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenlerle hastaların tedavi edilemediği, yanlış tedavi edildiği, tedavi süresinin uzadığı, vücut bütünlüğüne zarar verildiği, hatta hastanın ölümüne sebep olunduğu yönünde halk arasında söylentiler, mahkemelerde davalar ve medyada yer alan haberler bulunmaktadır.
Ayrıca malpraktis kavramı dışında, hekim ve diğer sağlık personelinin kasıtlı tutum ve davranışına bağlı ortaya çıkan hasta hakları ihlalleri de vardır. Hastadan bıçak parası adı altında yasal olmayan ameliyat ücreti talep etmek, hastanın devlet hastanesinde tedavisinin daha iyi yapılabilmesi için doktorun özel muayenehanesine gitmesi için yönlendirmek, hastaya nazik ve şefkatli davranmamak, devlet hastanesinde otoriter hekim, doktorun kendi muayenesinde katılımcı hekim davranışı sergilemek bunlardan bir kaçıdır.
2. Hasta Merkezli Sağlık Hizmeti Anlayışına Ulaşılamaması
Sağlık hizmetleri insanların vazgeçemeyecekleri hizmetlerden biridir. Bu nedenle sağlık hizmeti verenlere karşı minnettarlık hisleri taşırlar. Ayrıca sağlık hizmetleri uzmanlık gerektirdiğinden hasta diğer hizmetlerin tüketicileri gibi aktif tercih edici olamamaktadır.
Geleneksel anlayışla yerleşmiş olan hekim merkezli veya iş merkezli tıp uygulamalarında, sürec tamamen hekim tarafından kontrol edilmektedir. Hasta edilgen bir konuma itilir, inisiyatif kullanmasına fırsat verilmez. Hekim veya diğer sağlık personeli hastaya sorular sorar, komutlar verir, tetkikler ister ve tedaviyi uygular(7).
Halbuki hasta merkezli tıp uygulamalarında teşhis ve tedaviyle ilgili kararları daima hasta verir. Hekim veya diğer sağlık personeli sürecin her aşamasında hasta ve hasta yakınlarını bilgilendirir, neyin niçin yapılması gerektiğini, yapılması veya yapılmaması durumunda ortaya çıkacak sonuçların neler olabileceğini ayrıntılarıyla açıklar, ama hastanın yerine, hastanın adına karar vermez. Sonuç olarak beden de, hastalık ta hastanındır (7).
İş veya hekim merkezli anlayış, hastanın tedavi ve karar sürecine aktif katılımını büyük ölçüde engellemektedir. Bunun sonucu olarak, verilecek olan bir cerrahi müdahale kararına hastanın bilinçli katılımı ve kararı kendisinin vermesi güçleşmektedir. Hasta kendine verilene razı olmak durumunda kalmaktadır. Halbuki hasta merkezli hizmet anlayışında hasta tam aydınlatılarak alternatifler arasından tercihini sonuçlarını bilerek kullanır.
3.Teknoloji Yetersizliği
Bir sağlık kuruluşu toplumun sağlık ihtiyaçlarını ancak mevcut teknoloji ölçüsünde karşılar. Teknoloji geliştikçe sağlık hizmetleri daha çabuk, güvenilir bir biçimde arz edilmektedir. Hızlı gelişen ve değişen tıp teknolojisi teşhis ve tedavinin kalitesini yükseltir (6).
Bir çok sağlık kurumunda gerekli tıbbi cihazlar bulunmamakta, arızalanan cihazlar tamir edilememekte, teknik donanım iyi organize edilememekte veya cihazları kullanabilecek yeterli personel bulunmamaktadır. Bu nedenlerle gerekli tıbbi müdahale aksamakta veya hastalara tetkik için uzun sürelerle randevu verilmektedir.
Sağlık kurumlarındaki teknolojik yetersizlikler bir çok hastanın kaybedilmesi, sakat kalması, tedavi süresinin uzaması, tedavi esnasında daha fazla eziyete maruz kalmasına, çoğu zaman da daha yüksek tedavi masraflarına katlanmasına sebep olmaktadır.
4. Sağlık Kurumunun Yapısı Örgüt Kültürü ve Yönetim
Yönetim en yalın anlatımıyla, insanlar aracılığı ile amaçların başarılması süreci olarak tanımlanabilir. Yönetici ise yönetim görevini üstlenen kişidir. Bir amacın gerçekleştirilmesi için gerekli maddi ve beşeri tüm kaynakların bir arada bulunması o amacın gerçekleştirilmesini güvence altına almaz. Bu kaynakları harekete geçirecek olan bir öğeye gereksinim duyulur. Bu da yönetimdir. Yöneticiler aldıkları kararlar ve üstlendikleri, işlevlerle sağlık kurumunun performansını önemli ölçüde etkilemektedir. Sağlık kurumları yöneticilerinin yerine getirmesi gereken rollerden biri de önderlik rolüdür (8).
Kültür, genellikle bir toplumun bilgi, ideoloji, değer, hukuk ve günlük ritüel sistemine yansıyan gelişmeler olarak tanımlanabilir. Siyaset bilimcisi Robert Presthus, günümüzde bir ‘örgüt toplumu’nda yaşadığımızı öne sürmüştür. Sanayi toplumlarına özgü işbölümü, bir bütünleşme sorunu ya da daha yerinde bir deyimle bir ‘kültürel yönetim’ sorunu oluşturur. Nasıl bir kültürdeki bireyler pek çok ortak yönü paylaşmakla birlikte farklı kişiliklere sahipse, gruplar ve örgütler için de aynı şey söz konusudur. Örgütler kendi ayırt edici kültür modellerine sahip mini toplumlardır. Günümüzde şirket kültürü olarak kabul edilen şey budur (9).
Diğer bir ifadeyle kurum ve örgütlerde yerleşmiş anlayışlar doğrultusunda ortaya çıkan işlemlerin yapılış tarzı ve kişiler arası iletişim biçimleri örgüt kültürünü oluşturur. Örgüt kültürü örgütün genel değerlerini ve tarzını yansıtır. Kurum çalışanları bu havadan etkilenerek tarzını geliştirir. Örgüt kültürünü etkileyen önemli bir unsur da yöneticilerin tutum ve davranışlarıdır.
Sağlık kurumunun yeni bir personeli, kurumun örgüt kültürü çalışma ve verimliliği önemsemiyorsa, örgüt kültürünün etkisiyle bir süre sonra ‘Her şeyi ben mi düzelteceğim’ düşüncesine ulaşır ve motivasyonunu kaybeder. Tersi durumda personelin çalışma motivasyonu ve verimliliği artar. Sağlık kurumları yöneticilerinin profesyonel ve çağdaş yönetim anlayışı ile sağlık kurumlarında önderlik yapmamaları kurumun ve çalışanların kurum amaçlarını gerçekleştirmek konusunda zaafların oluşmasını sonuç verir. Olumsuz örgüt kültürü ve yetersiz yönetim sonucu sağlık kurumlarında hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanmalarında, hak ihlallerine kapı açar.
3.Sağlık Sistemi Ve Finansman Yöntemine Bağlı Nedenler
Bir ülkede sağlık hizmetlerinin, hangi kurumlar ve kişiler tarafından, nasıl verileceğini sağlık sistemi ve bu hizmetlerin harcamalarının nasıl karşılanacağını da finansman şekilleri belirler. Sağlık sistemi ve finansmanın nasıl yapılacağını başta anayasa olmak üzere yasal ve idari düzenlemelerde tanımlanır. Oluşan sağlık sistemi ve finansman modeli de hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanma ve hizmeti alırken haklarını kullanabilme olasılığına imkan tanır. Sağlık hizmetlerinin kamu sektörü veya özel sektör ağırlıklı olması, sağlık kurumları arasında rekabete imkan tanıması, denetim ve kalite uygulamaları, personele yönelik ücret sistemleri, sağlık giderlerinin vergilerden, primlerden veya direkt hasta tarafından ödenmesi, hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanma biçim ve tarzlarını etkiler ve hasta haklarının kullanılma düzeyini belirler.
Hasta hakları, insan hakları, bireysel hak ve özgürlükler ve tüketici hakları kavramlarına paralel olarak gelişen ve sağlık hizmetlerinin sunumunda bu kavramların karşılığı olarak, belirleyici olmaya doğru yükselen bir değerdir. Özellikle ülkemizde AB üyeliği sürecinde, sağlık hizmetlerine yönelik yeni düzenlemelerin anahtarı olacağı düşünülmektedir.
Bu yazıda hasta hakları ihlallerinin nedenlerini, tarafları esas alarak, hastaya, sağlık kurumu ve sağlık personeline, sağlık sistemi ve finansman yöntemine bağlı nedenler olarak üç ana grup altında sistematik bir şekilde sınıflandırılmıştır. Hasta hakları ihlallerinin nedenlerinin sınıflanması amacı, ihlal nedenlerinin anlaşılmasını sağlamak ve çözüm yollarına işaret etmek olup, bu konuda çalışma yapan araştırmacı ve uygulayıcılara yol göstereceği ve olumlu katkıda bulunacağı düşünülmüştür.
Öğrt.Gör.Sedat BOSTAN
KTÜ. Sağlık Hizmetleri MYO. Öğretim Görevlisi, İşletme Bilim Uzmanı, Trabzon
İBNİ SİNA Tıp Dergisi, Cilt:10, Sayı: 2-3, Sayfa: 65-72, 2005 yayınlanmıştır.
KAYNAKLAR:
1. Fişek NH: Halk Sağlığına Giriş. Hacettepe Üniversitesi, Ankara, 1-6, 1985.
2. Güçhan N: Halk Sağlığı Hemşireliği, Anadolu Üniversitesi, ed., Halk Sağlığında Temel Kavramlar ve Tanımlar, , Şanlı T: Eskişehir, 2-5, 1992.
3. Hasta Hakları Yönetmeliği, Resmi Gazete, Tarih: 01.08.1998, Sayı: 23420
4. Özlü T: Hasta Hakları, Timaş Yayınları, İstanbul, 241-264, 2005.
5. Tengilimoğlu D: Sağlık Kuruluşlarında Halkla İlişkiler, Gazi Kitapevi, Ankara, 27-30, 2001.
6. Karafakıoğlu M: Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, 45-69, 2001.
7. Özlü T: Hekiminizi Nasıl Alırdınız, Kaknüs yayınları, İstanbul, 137-139, 2003.
8. Kavuncubaşı Ş: Hastane ve Sağlık Kurumları Yönetimi, Siyasal Kitapevi, Ankara, 4-5, 2000.
9. Morgan G: Yönetim ve Örgüt Teorilerinde Metafor, MESS Yayınları, İstanbul, 140-151, 1998.
Bir önceki Genel sağlık sigortası başlıklı konumuzda Genel Sağlık, genel sağlık sigortası ve sağlık sigortası hakkında bilgiler sunulmuştu.
Bakılanlar: hasta hakları ihlali, Hasta Hakları İhlali Nedenleri, Hasta Hakları İhlallerinin Nedenleri, saglik yoneticisinin organizasyon kusuru

admin hakkında 18864 makale
Öylesine bir hasdta

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.