Kişilik Bozuklukları

Kişilik Bozuklukları
Kişilik, kişinin günlük yaşamdaki karakteristik duygusal ve davranışsal özelliklerinin tümü olarak tanımlanır.Kişilik bozukluğu, insanların çoğunda bulunan özelliklerin ötesinde karakter özelliklerinin bir varyantıdır. Bu kişiler çocukluktan beri süregelen sorunlarını reddederler ve psikiyatrik yardım aramazlar. Kişilik özellikleri uyuma dönük değilse, esneklikten yoksunsa, işlevsel bozukluğa ve öznel rahatsızlığa (distres) yol açıyorsa kişilik bozukluğundan söz edilir. Çevre ile çatışırlar ve çevreyi kendilerine uydurmaya çalışırlar (alloplastik uyum). Belirtiler benlikle uyumludur (egosintonik)
Sergiledikleri tutum ve davranışlardan dolayı anksiyete duymazlar.
Kişilik Bozukluklarının DSM-4′e göre sınflaması:
A Kümesi: Paranoid, şizoid, şizotipal kişilik bozuklukları
B Kümesi: Antisosyal, borderline, histrionik, narsistik kişilik bozuklukları
C Kümesi: Avoidan (kaçınan), bağımlı, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları
ETYOLOJİ
1) Genetik: Şizotipal kişilik bozukluğunda genetik faktörler en sık görülür. Antisosyal kişilik bozukluğu ile alkol kullanım bozukluğu, histriyonik kişilik bozukluğu ile somatizasyon bozukluğu arasında güçlü bir ilişki vardır. Çocuklukta belirlenen huy faktörleri erişkinde kişilik bozukluğu ile ilişkili olabilir. Örneğin; yapısal olarak korkak bir çocukta avoidan kişilik bozukluğu, çocuklukta SSS disfonksiyonu ve minimal beyin hasarı geçirmiş kişilerde antisosyal ve borderline kişilik bozukluğu gelişebilir.
2) Biyolojik faktörler: Yapılan çalışmalarda impulsif özellik gösteren kişilerde testosteron, östrojen, 17 östrodiol düzeyleri yüksek bulunmuştur.Sosyallik ve aktivite ile ilişkili olan, platelet MAO düzeyi sosyal aktiviteleri yüksek olanlarda ve şizotipal kişilik bozukluğunda düşük bulunmuştur. Agresif ve impulsif kişilerde 5HIAA düzeyi düşük bulunmuştur. EEG incelemelerinde borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarında yavaş dalga aktivitesi gösterilmiştir.
3) Psikoanalitik faktörler: Freud’a göre; kişilik özellikleri psikoseksüel döneme fiksasyon ile ilişkilidir. Örneğin; oral karakter pasif-bağımlı, anal karekter inatçı cimri bir kişilik özelliği gösterir. Reich’e göre; her kişilik bozukluğu bir savunma kümesidir. Kişi bunları iç dürtülerden ve anksiyeteden, depresyon, suçluluk, kuşkuculuk duygularından kurtulmak için kullanır ve bu duygularını yener. Savunmalar baskın ve katıdır.
Diğer bir önemli özellik; çocuğun anne ya da önemli başka bir kişi ile özdeşim kurması sonucu kendi özelliklerini oluşturmasıdır. Kişilik gelişiminde rol alan bu ilişki kişiler arası ilişkilerde önemlidir.
A KÜMESİ
PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Genç erişkinlik döneminde başlayan; başkalarının davranışlarını kötü niyetli yorumlayan, güvensiz, kuşkucu, haksızlığa dayanamayan, kıskanç, kavgacı yapıda insanlardır. Hostil, irritabl, kızgın olurlar.
%0,5- 2,5 oranında görülür. Bu hastalar nadiren yardım isterler, genellikle başkaları tarafından getirilirler. Erkeklerde daha sık görülür. Paranoid kişilik bozukluğu, şizofrenik hastaların yakınlarında daha sık görülür.
Paranoid hastalara tanı koymak güçtür. Çünkü muayene sırasında iyi görünmeye çalışırlar. Gergin, inceleme eğiliminde olan, duygulanımı ciddi ve mizahtan uzak kişilerdir.
Bu kişiler klinik olarak; diğer insanlara karşı tehditkar, güvensiz, kuşkucudurlar. Patolojik kıskançlıkları ve referans fikirleri vardır. Sosyal durumları genelde iyi olan insanlardır. Savunma mekanizması olarak yansıtmayı kullanırlar.
Bazı hastalarda yaşam boyu sürebilir; iş, insan ilişkileri ve evlilik yaşamında sorunlu olan kişilerdir.
Tanı Ölçütleri: Başkalarının zararlı olabileceğinden, aldatıldığından kuşkulanma; dostlarının, iş arkadaşlarının güvenilirliğinden kuşkulanma; aleyhine kullanılacağını düşünerek sır vermek istememek; sıradan söz ve olaylardan anlam çıkarma; haksızlığa, önemsenmemeye dayanamayan, kinci insanlardır; eşlerinden kuşkulanırlar; kendilerine zarar verileceği yargısına varıp ani tepki gösterirler.
Ayırıcı Tanıda; sanrısal bozukluk, paranoid şizofreni, borderline kişilik bozukluğu düşünülmelidir.
Tedavide; psikoterapi, özellikle bireysel terapi ve davranışçı teknikler kullanılabilir. Farmakoterapi olarak düşük doz antipsikotik kullanılabilir. Bazı hastalarda da pimozid kullanımı başarılı sonuçlar vermiştir.
ŞİZOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Yaşam boyu sosyal geri çekilme ile karakterize bir bozukluktur. Genç erişkinlikte toplumsal ilişkilerden kopma ve duygularda küntlük görülür. Çevreden egzantrik, izole, yalnız, ilişkilerden uzak, içe dönük, sınırlı, soğuk, sessiz insanlar olarak tanınırlar. İnsanlarla ilişkileri sınırlı olan işlere ilgi duyarlar. Uzun süreli emosyonel bağlar azdır.
Genel populasyonda % 7,5 oranında görülür. Erkeklerde daha sıktır. Muayene sırasında bu hastalarda göz kontağı pek kurulamaz. Duygulanım sınırlı, soğuk ,uygunsuz ve ciddidir. Konuşması amaca yönelik ve kısa yanıtlıdır.
Diğer insanları tolere etmekte zorlanan kişilerdir.
Cinsel yaşamları fantaziler üzerine kuruludur, gerçek cinselliği ertelerler. Şizoid erkekler karşı cinse yaklaşmayı başaramadığından evlenmezler; kadınlar ise pasif bir şekilde evliliği kabul ederler. Sağlıklarına düşkündürler. Soğuk görünseler de yaratıcı özgün fikirler üretebilirler. Nadiren agressif davranışlar gösterirler.
Tanı Ölçütleri: Yakın ilişkiye girmekten zevk almazlar; tek bir etkinlikte bulunmayı yeğlerler; cinsel deneyime karşı ilgileri azdır; çok az etkinlikten zevk alırlar; yakın 1-2 arkadaş dışında arkadaşları yoktur; duygusal soğukluk, kopukluk ve tekdüzelik vardır.
Ayırıcı Tanıda; Obsesif, avoidan, şizotipal kişilerle ayırıcı tanısı yapılmalıdır.
Erken çocuklukta başlayan, uzun süreli bir durumdur. Yaşam boyu sürmesi şart değildir. Şizofrenik hastalar sık olarak hastalık öncesi dönemde şizoid kişilik özelliği gösterir.
Tedavi olarak; psikoterapi yapılabilir. Farmakoterapi olarak düşük doz antipsikotik, antidepresan ve psikostimülan ilaçlar verilebilir.
ŞİZOTİPAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Genç erişkinlik döneminde başlayan, bilişsel ya da algısal çarpıklıklar, alışagelmişin dışında davranışlar, yakın ilişkilerde birden bire rahatsızlık duyma, yakın ilişkilere girme becerisinde azalma, kişiler arası toplumsal ilişkilerde yetersizlik, gösteren garip kişilerdir.
Bu kişilerde acayip düşünceler, referans fikirleri, derealizasyon vardır .Toplumda % 3 oranında görülür. Tanı hastanın düşünce, davranış ve görünümünde acayiplik temeline dayanır. Bu hastalardan öykü zor alınır, çünkü iletişim biçimleri sıradışıdır.
Kendi duygularını tanımazlar, iç dünyaları, çocukluk korkuları ve fantazileri, katı imgesel ilişkilerle doludur. Özel güçleri olduğuna inanırlar. Algıda illüzyonlar olabilir. İnsanlarla olan ilişkileri zayıf ve uygunsuz eylemleri vardır. Sonuç olarak izole ve arkadaşsızdırlar. Stres altında dekompanse olup kısa süreli psikotik belirtiler gösterebilirler. Ağır olgularda anhedoni ve ağır depresyon olabilir.
Tanı Ölçütleri: Referans fikirleri; acayip inanışlar, büyüsel düşünce (batıl inanç, altıncı his gibi); olağandışı algısal yaşantılar, bedensel illüzyonlar olabilir; acayip düşünce ve konuşma biçimi; kuşkuculuk, paranoid düşünce; alışılagelmişin dışında, kendine özgü davranış ve görünüm; uygunsuz, kısıtlı duygulanım; yakın arkadaşları ya da sırdaşlarının olmaması; toplumsal anksiyete ( paranoid korkularla ilişkilidir.)
Ayırıcı tanıda; şizoid, avoidan, paranoid kişilik bozuklukları ve şizofreni düşünülmelidir.
Bu kişiler yaşam boyu aynı kalabildiği gibi şizofreniye de dönüşebilir. % 10′da olsa özkıyım riski vardır.
Tedavi olarak; garip davranışlarını yargılamadan psikoterapi yapılabilir. Referans fikirleri varsa antipsikotik verilebilir.
B KÜMESİ
ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Sosyal koşullara uymakta zorluk çeken insanlardır. Başlangıç genelde 15 yaşından öncedir. Erkeklerde % 3, kadınlarda % 1 oranında görülür. Bu kişilerde ailesel yatkınlık vardır. Erkeklerin birinci derece akrabalarında 5 kat daha fazla görülür. Kişiler görüşmeye karşıdırlar. Gergin, irritabl olabilirler ya da tamamen aklı başında görünüp deneyimli klinisyenleri bile aldatabilirler.
Çocukluktan itibaren yalan söyleme, evden kaçma, hırsızlık, saldırganlık madde kullanımı, yasadışı aktiviteleri vardır. Aykırı davranışlarından dolayı anksiyete ve depresyon göstermezler. Çünkü; kendilerine göre uygun açıklamaları vardır. Özkıyım tehditleri ve bedensel uğraşları yaygındır. Sözel iletişimlerinde başarılıdırlar. Manuplatif, kolay yoldan para kazanmayı isteyen kişilerdir. İçkili araba kullanma, çocukları hırpalama sıkça görülür.
EEG’de anormal bulgular olabileceğinden nörolojik muayene yapılmalıdır.
Tanı Ölçütleri: 15 yaşından beri başkalarının hakkını hiçe sayma, saldırma ve tutuklanmaya yol açacak eylemlerde bulunma; Yalan söyleme, başkalarını aldatma; Dürtüsellik ve gelecek için tasarı yapamama; Saldırganlık ve sinirlilik; Kendinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık; Sürekli sorumsuzluk; Başkalarına zarar vermiş olmalarına rağmen aldırmama, vicdan azabı duymama ve sürekli bahaneler bulma; Bunların şizofreni veya manik epizot sırasında olmaması; 18 yaşından büyük olma;Bu kişilerde beraberinde alkol ve madde kötüye kullanımının yanı sıra depresif bozukluklar da sık görülür. Hastalarda prognoz değişkendir. Yaş ilerledikçe semptomlar azalır.Beraberinde somatizasyon bozukluğu ve birçok fiziksel yakınmalar bulunabilir.
Ayırıcı tanıda; atlanılmış ya da tanı konulamamış mental bozukluk veya nörolojik bozukluk gözönüne alınmalıdır.
Mental retardasyon, şizofreni, manik bozukluğu olan kişilerde antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konulmamalıdır.
Tedavide; hastane koşullarında psikoterapiye uyumludurlar. Anksiyete ve depresyon durumlarında farmakoterapiden yararlanılabilir. EEG bozukluğu olan hastalarda taşkın davranışları için antiepileptik tedavi faydalıdır. Bu kişiler ilaç bağımlısı olabilecekleri için ilaç kullanırken dikkatli olunmalıdır.
BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişilik bozukluğu, nevrozla psikoz arasında bir sınırdadır. Sıradışı değişken duygulanım, mood, davranış, nesne ilişkileri ve self imaj ile karakterizedir. Bu kişilerin kimlik duygusunda, duygu durumunda ve ilişkilerinde sürekli bir tutarsızlık vardır. Asıl patoloji bireyin self duygusunda, nesne ilişkileri kurma biçimindedir. Toplumda %1-2 oranında görülür. Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla görülür. Bu kişilerin birinci derece akrabalarında major depresyon, alkol kullanımı, madde bağımlılığı daha sık görülür. Bu hastalar hemen daima bir kriz içindedir. Duygudurum dalgalanmaları yaygındır. Hasta bazı konularda tartışmacı, bazı konularda çekiniktir. Bazen hiçbir duygusu olmayabilir. Hastalar kısa süreli, sınırlı, çabuk geçen psikotik epizodlar yaşayabilir. Borderline kişilik bozukluğu olanlarda davranış önceden tahmin edilemez. Özkıyım girişiminde bulunabilirler. Bağımlı ve öfkeli olmalarından dolayı kişiler arası ilişkileri düzensizdir. Yakın oldukları kişiye çok bağlanırlar, engellendiklerinde düşmanca davranırlar. Bu hastalar yalnız kalmayı tolere edemezler, arkadaşlık için çılgınca yollar denerler fakat pek başarılı olamazlar. Yalnızlıklarını azaltmak için rastgele ilişkiler kurarlar. Bu hastalar kronik olarak boşluk duygusu ve can sıkıntısından yakınırlar. Bu kişilerde kimlik duygusu yoktur. Baskı altında kaldıklarında depresyona girebilirler.
Bu kişiler insanları tümüyle iyi ya da tümüyle kötü kategorisine ayırırlar, ilişkileri bu nedenle başarısızdır. İnsanları bağlanacak ya da nefret edilecek gibi görürler. Bu bölünme nedeniyle iyi insanlar idealize edilir, kötü insanlar ise değersizleştirilir. Birine bağlılıktan vazgeçme, grup değiştirme bu kişilerde sık görülür.
Tanı Ölçütleri: Gerçek ya da imgesel bir terkedilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterirler; aşırı büyütme ile yerin dibine batırma arasında gidip gelen gergin tutarsız kişiler arası ilişkileri vardır; Kimlik kargaşası vardır; bu kişilerin kendine zarar verme olasılıkları yüksektir. en az iki alanda dürtüsellik vardır. (Para harcama,madde kötü kullanımı, pervasızca araba kullanma, cinsellik, tıkanırcasına yemek yeme gibi.); göz korkutmak amacıyla yineleyen özkıyım girişimleri vardır; affektif instabilite ( irritabilite, disfori, anksiyete); kendini sürekli olarak boşlukta hissetme; uygunsuz yoğun öfke ve öfkesini kontrol altına alamama; stresle ilişkili geçici paranoid düşünce ve ağır dissosiyatif belirtiler.
Ayırıcı tanı; şizofreni ,şizotipal kişilik bozukluğu ve paranoid kişilik bozukluğu düşünülmelidir.
Bu hastaların tedavileri güçtür.
Psikoterapide derin araştırıcı bir yaklaşım yerine gerçeğe yönelimli bir yaklaşım daha yararlıdır. Eleştirilmeye ve reddedilmeye duyarlığı azaltmak, dürtülerini kontrol etmeyi öğretmek amacıyla davranışçı yaklaşım faydalı olabilir.
Hastane ortamlarında dürtülerinin daha iyi kontrol altında tutabilirler.
Farmakoterapide; antipsikotikler, antidepresanlar ve duygudurum düzenleyici olarak karbamazepin kullanlabilir.
HİSTRİYONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişiler renkli, dramatik, abartılı davranan, duygusal kişilerdir. Toplumda % 2,3 oranında görülür, kadınlarda daha sıktır.
Ayrıntılı öykü verirler, dramatik jestleri vardır. Konuşmalarında renkli kelimeler kullanırlar. Affektif oynaklık yaygındır. Aşırı duygusal, iyileşme arayışı gösteren kişilerdir.
Dikkat çekme davranışı belirgindir. Duygu ve düşüncelerini abartan, ilgi çekmek için ağlama nöbetleri gösteren kişiledir. Ayartıcı davranışlar sıktır. Cinsel fantaziler yaygındır. Ancak psikoseksüel fonksiyonları bozuk olabilir (kadınlarda anorgazmi, erkeklerde empotans gibi).
İlişkileri yüzeyeldir. Stres altında gerçeği değerlendirmeleri kolay bozulur. Regresyon ve dissosiyasyonu savunma mekanizması olarak kullanırlar.
Tanı Ölçütleri: İlgi odağı olmadığında rahatsız olurlar, Başkaları ile olan etkileşimi cinsel yönden ayartıcı, baştan çıkartıcı davranışlarla belirlidir; Hızlı değişen, yüksek duygular sergilerler; Fiziksel görünümlerini kullanarak ilgiyi üzerine çekerler; Başkalarını etkilemeye yönelik, ayrıntıdan yoksun konuşurlar; Gösteriş yaparlar,yapmacık davranırlar ve duygularını abartırlar; Telkine yatkındırlar, kolay etkilenirler; İlişkilerin olduğundan yakın olması gerektiğini düşünürler.
Ayırıcı Tanı: Borderline kişilik bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, kısa psikotik bozukluk ve dissosiatif bozukluk düşünülmelidir.
Bu kişiler gerçek duygularının farkında değildirler. Bu nedenle iç duygularının incelenmesi önemli olduğundan, psikoanalitik yönden tedavi yararlıdır. Semptomlara yönelik antidepresanlar, antipsikotikler, anksiyolitikler kullanılabilir.
NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişilerde,kendi öneminin fazla olduğu duygusu ve grandioz düşünceler vardır. Genel populasyonda %1; klinik olarak %2-16 oranında görülür.
Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan,üstünlük duygusu (düşlemlerde ya da davranışlarda), beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir durumdur.
Tanı Ölçütleri: Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar; başarılarını ve yeteneklerini abartır,yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler; sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar;
özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna,özel kişilerle arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar; çok beğenilmek isterler; hak kazandığı duygusu vardır; Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarı için kullanırlar; empati yapamazlar; başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler; başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanırlar; küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergilerler; bu kişiler, özel insanlardır ve özel tedavi gerekir. İlişkileri ve benlik saygısı kırılgandır, eleştiriyi kabullenemezler. Kendi isteklerine ulaşmak için sempati yaparlar.
Ayırıcı Tanı: Borderline, histrionik ve antisosyal kişilik bozukluğu düşünülmelidir.
Bu kişilerin tedavisi güçtür. Psikoanalitik tedavi, antideprasanlar ve lityum kullanılabilir.
AVOİDAN KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişilerde, reddedilmeye aşırı duyarlık ve sosyal yaşamda çekingenlik vardır. Asosyal değildirler, ilişki kurmaya istek duyarlar ama çekinirler. Kabullenilmeye ihtiyaçları vardır. Aşağılık kompleksleri olan kişilerdir. Toplumda % 1-10 oranında görülür. Görüşme sırasında bunaltılı ve gergindirler.
Reddedilmeye karşı aşırı duyarlı, toplumda konuşmaktan çekinen kişilerdir. Diğer insanların yorumlarına önem verirler. Yakın arkadaşları pek yoktur.
Yetersizlik duyguları,eleştirilme korkusu olan aşırı duyarlı kişilerdir.
Tanı Ölçütleri: Eleştirilme, dışlanma, reddedilme korkusu nedeniyle toplumsal ilişki gerektirecek mesleklerden kaçınma; sevildiğinden emin olmadıkça ilişkiye geçmezler; yakın ilişkiler kuramazlar; toplumsal durumlarda eleştirileceği korkusu vardır; yeni kişilerle aynı ortamda olunca yeterli olduğu duygular yönünden inhibe olurlar; kendini başkalarından aşağı görürler; kişisel ilişkilerden ve etkinliklerden kaçınırlar; bu kişilerde eşlik eden sosyal fobi sık görülür. Çevreden destek görürlerse işlevsel olurlar, destek yeterli değilse depresyon, anksiyete ortaya çıkabilir.
Ayırıcı tanı: Şizoid, borderline, histrionik, bağımlı kişilik bozukluğu düşünülmelidir.
Bu hastalarda, güven kazandırmaya yönelik tedavi faydalıdır. Özellikle korkusu üzerinde durulmalıdır. Sosyal beceriler kazandırmak için alıştırmalar yapılabilir, ancak dikkatli olunmalıdır çünkü; başarısız olurlarsa yıkılırlar. Grup terapisi ve davranışçı tedavi de faydalıdır.
Farmakoterapide, antidepresanlar, anksiyolitikler ve korkulan durum öncesinde beta blokerler (atenelol) kullanılabilir.
BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişiler yaşamın önemli alanlarında sorumluluk almayan, ihtiyaçları diğerlerine bağımlı,yalnız kaldıklarında rahatsız olan kişilerdir. Freud’a göre oral-bağımlı kişiliktir.
Tüm kişilik bozuklukları içinde %2,5 oranında görülür. Kadınlarda daha sıktır. Çocukluğunda kronik hastalığı olan kişiler daha yatkındır. Bu kişiler görüşme sırasında uysal, sorulara yanıt verme çabası ve rehberlik arayışı içinde olan kişilerdir.
Genç erişkinlik döneminde başlayan,uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açacak biçimde kendisine bakılma gereksiminin aşırı olduğu kişilerdir.
Tanı Ölçütleri: Başkalarının öğüt ve destekleriyle karar verirler; yaşamlarında sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar; kabul göremeyeceği korkusuyla, başkalarıyla aynı görüşü paylaşmakta zorluk çekerler; kendi başına iş yapma zorluğu vardır. Kendine güven yoktur; başkalarının bakım ve desteği için hoş olmayan şeyleri bile yaparlar; tek başına kaldığında kendini rahatsız ve çaresiz hissederler; yakın bir ilişki sonlandığında,başka bir ilişki arayışı içine girerler; kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı korkuları üzerine gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorarlar. Bu kişilerde pasif ve bağımlı durum kalıcıdır. Sürekli bağlanacağı kişiler ararlar. Ayırıcı tanı: Bağımlılık pek çok psikiyatrik bozuklukla beraber görülebileceği gibi histrionik ve borderline kişilik bozukluğunda önde gelen faktördür. Bağımlı kişilik bozukluğunda, bağımlı olduğu kişiye karşı uzun süreli ilişki vardır. Bağımlılık davranışı agorafobi durumlarında da olabilir ama bu hastalarda panik ve anksiyete durumu da vardır. Bu kişiler mesleki fonksiyonları bozulma eğiliminde, sosyal ilişkileri sınırlı kişilerdir. Bağımlı oldukları kişilerden ayrılınca major depresyon görülme riski vardır. Psikoterapide, terapistin desteği ile daha az bağımlı ve daha aktif olabilirler. Farmakoterapide anksiyolitikler, benzodiazepinler, serotonerjik ajanlar, antideprasanlar, seperasyon anksiyetesi için tofranil kullanılabilir.
OBSESİF KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Bu kişiler, emosyonel sınırlılık,düzenlilik,sabırlılık, inatçılık,kararsızlık ile karakterizedir. Ana özelliği esnek olmama ve mükemmelliyetçiliktir. Erkeklerde daha sıktır. Kuralcı, düzenli, ayrıntıcıdırlar. Kurallara katı olarak bağlıdırlar, bunların bozulmasına dayanamazlar. Kişiler arası ilişkileri sınırlı, güçlü görünüşlü, otoriter kişilerdir.Esneklikten ve toleranstan yoksundurlar. Karar verirken çok incelerler. Az arkadaşları olan, iş ve evlilikte sebatlı kişilerdir. Muayene sırasında, katı görünüşlü, ciddi, yanıtları sıklıkla ayrıntıcıdır. Savunma mekanizması olarak rasyonalizasyon, izolasyon, reaksiyon formasyonu kullanırlar.
Tanı Ölçütleri: Yapılan etkinliğin amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme yada program yapma ile uğraşıp durma; İşin bitirilmesini zorlaştıran mükemmelliyetçilik gösterirler; Kendini işe ve üretkenliğe adarlar; ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermezler; eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamazlar; başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemezler; para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimridirler; katı ve inatçıdırlar.
Ayırıcı tanı: Obsesif kompulsif bozukluk,sanrısal bozukluk düşünülmelidir. Bu kişilerde zaman zaman obsesyonlar ve kompulsiyonlar gelişebilir. Gidişleri değişkendir ve önceden tahmin edilemez. Tedavi uzun ve kormaşıktır. Psikoterapiden fayda görürler. Farmakoterapide, klomipramin ve SSRI’ler kullanılabilir.
GENEL TIBBİ DURUMA BAĞLI KİŞİLİK DEĞİŞİKLERİ
Organik faktör sonrası önceki kişilik özelliklerinin değişmesidir. Etyolojide; kafa travması, serobrovasküler hadiseler, SSS tümörleri, epilepsi, Huntington hastalığı, multipl skleroz, endokrin hastalıklar, ağır metal zehirlenmeleri,nörosifiliz, AIDS sayılabilir. Önceki kişiliğin değişmesi ya da kişilik özelliklerinin abartılmış olması gerekir. Dürtülerini dışa vurumda kontrol kaybı temel özelliktir. Emosyonel labilite, öfori, apati olabilir. Öfori hipomaniye benzer,duygudurumda gerçek bir yükselme yoktur. Öfke patlamaları yaygındır. Özellikle alkol alımından sonra suç davranışı ortaya çıkabilir. Uygunsuz davranışlar, cinsel eylemler, antisosyal davranışlar görülebilir. Bilinç açıktır kognitif işlevler kısmen bozuktur. Frontal lob sendromunda apati, çevreye karşı tepkisizlik sık görülür. Temporal lob epilepsisinde, karakteristik olarak mizahtan yoksunluk, aşırı dindarlık, aşırı ayrıntıcılık, nöbet sırasında belirgin saldırganlık görülür.
Tanı Ölçütleri: Amaca yönelik aktivite yapamama; değişen emosyonel davranış; disosyal eylemler; kognitif değişikler; değişen cinsel davranış.
Ayırıcı tanıda: Demans, sanrısal bozukluk, duygudurum bozukluğu, şizofreni, impuls kontrol bozukluğu düşünülmelidir. Gidiş nedene bağlıdır. Beyin hasarı varsa kalıcı eğilimdedir.
Tedavi; altta yatan nedene yöneliktir.Alkol kullanımı yasaklanır ve ailesel destek verilir. Farmakoterapide antideprasanlar kullanılabilir
KAYNAKLAR
1. American Phiatric Association : Diagnostic And Statistical Manual of Mental Disorder, 4. Baskı, Washington, DC, 1994.
2.Dunner DL: Current Psychıatrıc Therapy, 1. Baskı, Philadelphia, 1993
3. Kaplan H.I., Sadock B.J., Grebb J.A. : Synopsis of Psychiatry, 7. Baskı, Baltimore, Williams & Wilkins, 1994
4. Güleç C, Köroğlu E : Psikiyatri Temel Kitabı, 1. Baskı, Ankara , 1997
5. Öztürk MO: Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, 6. Baskı, Ankara , 1995
Prof.Dr.Yunus E.Evlice

admin hakkında 18864 makale
Öylesine bir hasdta

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.